Post Image
434

İngilizce Atasözleri ve Anlamları

İngilizce atasözleri ve anlamlarını öğrenerek İngilizcemizi geliştiriyoruz. Her kültürün, hayatınızı nasıl yaşayacağınızla ilgili tavsiyelerde bulunan bir akıllı sözler koleksiyonu vardır. Bu sözler “atasözleri” olarak adlandırılır.

İngilizce öğrenmek veya İngilizcenizi geliştirmek için atasözlerini nasıl kullanabilirsiniz?

İngilizce atasözleri öğrenmek, İngilizce konuşan kültürlerdeki insanların dünya hakkında ne düşündüklerini anlamanıza da yardımcı olabilir. Atasözleri ayrıca kendi cümlelerini oluşturman için model olarak kullanabileceğin ve örnek olarak kullanabileceğin iyi örnekler cümleler verebilir.

İngilizce Atasözleri ve Türkçe Anlamları

Bugün sizlerle paylaşacağım İngilizce atasözleri, en önemli ve tanınmış İngiliz atasözlerinin bazılarının bir listesidir. Her birinin altında basit bir Türkçe açıklamasını da ekleyeceğim. Bu cümlelerin bir kısmının anlamları yıllar içinde değişmiş olabilir. Bu yüzden bir atasözünün başlangıçta açıkladığımdan farklı bir anlamı da varsa veya zamanla oluşursa sorumluluk kabul etmem 🙂

İngilizce atasözlerinden bazılarını öğrenmeye hadi başlayalım.

 “Two wrongs don’t make a right.”

Birisi sana kötü bir şey yaptığında, intikam almaya çalışmak işleri daha da kötüleştirir.

“The pen is mightier than the sword.”

“Kalem kılıçtan keskindir.” İnsanları fikir ve kelimelerle ikna etmeye çalışmak, insanları istediğiniz şeyi yapmaya zorlamaktan daha etkilidir.

“When in Rome, do as the Romans.”

“Romadayken, Romalılar gibi yap.” Etrafınızdaki insanların rol yapma şeklini kullanın. Yurtdışına seyahat ederken, insanların alışkın olduklarından farklı şeyler yaptıklarını fark ettiğinizde bu ifade kullanışlı olabilir.

“The squeaky wheel gets the grease.”

“Gıcırdayan teker yağlanır.” Bir şey hakkında şikayet ederseniz daha iyi hizmet alabilirsiniz. Sabırla beklersen, kimse sana yardım edemez.

“When the going gets tough, the tough get going.”

“Gidiş zorlaştığında, sertleşir.” Güçlü insanlar zorluklarla karşılaştıklarında pes etmez. Sadece daha çok çalışıyorlar.

“No man is an island.”

“Hiç kimse bir ada değildir.” Tamamen bağımsız yaşayamazsın. Herkesin diğer insanlardan yardıma ihtiyacı var.

“Fortune favors the bold.”

İstediklerinden sonra cesurca giden insanlar, güvenli bir şekilde yaşamaya çalışan insanlardan daha başarılıdır.

“People who live in glass houses should not throw stones.”

“Cam evlerde yaşayan insanlar taş atmamalı.” Kendini mükemmel zannetmiyorsan diğer insanları eleştirme. Bir kişiyi kırmadan önce senin de kırılabileceğini unutma.

“Hope for the best, but prepare for the worst.”

“En iyiyi umut et, ama en kötüye hazırlan.” Kötü şeyler olabilir, hazırlıklı ol. Peygamber Efendimiz (SAV)’in ikibin yıl öncesinde konuyla ilgili hadisi vardır; “Hiç ölmeyeceğini zanneden biri gibi çalış, yarın ölecek biri gibi de tedbirli ol.” (Câmiu’s-Sagîr, II/12, Hadis No:1201).

“Better late than never.”

“Geç olsun da güç olmasın.” Zamanında bir şeyler yapmak en iyisidir. Ama zamanında yapamıyorsan, en azından geç olsa da zor olmasın. Ya da zor olmaktansa biraz geç de olabilir anlamlarında kullanılır. Ben bu sözü Türklerin sözü sanıyordum. Ya onlar bizden ya da biz onlardan almışız…

“Birds of a feather flock together.”

“Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş.” Yine Türklere ait bir atasözü olduğunu düşündüğüm bir söz daha. Sözü aldığım kaynak İngiliz atasözü olduğunu belirtmiş. Anlamını hepimiz iyi kötü biliyoruz zaten. Ama yine de açıklamış olayım; “hoşa gitmeyen herhangi bir nitelik yönünden birbiriyle benzeşen iki kişi bir araya gelmiş” anlamında kullanılan bir söz. İngilizce cümleyi doğrudan çevirince Türkçe karşılığının farklı olduğunu fark edebilirsiniz.

“Keep your friends close and your enemies closer.”

“Dostlarınızı yakın, düşmanlarınızı daha yakın tutun.” Düşmanınız varsa, onlarla açıkça savaşmak yerine onlarla arkadaş gibi davranın. Bu şekilde onları dikkatlice izleyebilir ve ne planladıklarını anlayabilirsiniz.

“A picture is worth a thousand words.”

“Bir resim bin kelimeden daha değerlidir” Resimler, duyguları ve mesajları yazılı veya sözlü açıklamalardan daha iyi aktarır.

“There’s no such thing as a free lunch.”

“Bedava öğle yemeği diye bir şey yoktur.” Ücretsiz sunulan şeylerin her zaman gizli bir maliyeti vardır.

“There’s no place like home.”

“Ev gibisi yok” ve “Home home sweat home” İngilizce sözlerindeki gibi “Evim evim güzel evim” anlamlarına gelmektedir. Kendi evinizin olması ve sizin de orada olmanız en rahatıdır.

Bu yazı için şimdilik burada bırakayım. İngilizce atasözleri üzerine yeni makaleler yayınlamaya devam edeceğim. İngilizce atasözleri üzerine yazdığımız yazıya yorum alanından sizde katkı sağlayabilirsiniz. İngilizce Sözler Blog’u takip etmeye devam edin 🙂

2
Kimler Neler Demiş?

avatar
1 Comment threads
1 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
2 Comment authors
İngilizce SözlerTolga KAYACAN Recent comment authors
  Subscribe  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Tolga KAYACAN
Ziyaretçi
Tolga KAYACAN

“There’s no such thing as a free lunch.”
“Bedava öğle yemeği diye bir şey yoktur.” Ücretsiz sunulan şeylerin her zaman gizli bir maliyeti vardır.

Bu sözün türkiyede bedeli daha da ağır olduğuna eminim 🙂 zira ücretini ödediğimiz halde bazen bedel olediğimiz oluyor canım türkiyem :)))