Oyuncaklarla İlgili İngilizce Sözler ve Anlamları
54

Oyuncaklarla İlgili İngilizce Sözler ve Anlamları

İngilizce oyuncak sözleri ve Türkçe anlamları ile çocukların renkli dünyasında bir yolculuğa çıkacağız. İngilizce’den çevirdiğimiz onlarca güzel oyuncak sözlerini sizler için derledik.

Oyuncaklar çocuklar ve çocukluk için olmazsa olmaz araçlardandır. Kimi zaman yalnızlığımızı alır ve bize dost olurken bazen de yeni arkadaşlar edinmemizde bize aracı olurlar. Çocukluktan başlayan oyuncak sevgimiz, yaş ilerlese de aynen kalır.

Toptan oyuncak satan yerler ya da oyuncak dükkanları çocukların ilgisini çeken renkli yerlerdir. Çocukların o muhteşem dünyalarına aileleri ve oyuncaklarından başkasının girmesi o kadar kolay değildir. Oyuncaklar küçük yaşlarda kazandığımız en değerli eşyalardandır. Bu yazımızda da oyuncaklar ve oyuncakçılar üzerine İngilizce oyuncak sözleri ve anlamlarını paylaşacağız.

İngilizce Oyuncak Sözleri ve Anlamları

Oyuncaklarla ilgili İngilizce sözler ve Türkçe anlamları konulu yazımızda önemli satırlara geldik. Sözlerimizi fazla uzatmadan oyuncak sözleri ve anlamlarını okuyalım.

The simplest toy, one which even the youngest child can operate, is called a grandparent.

En küçük çocuğun bile kullanabileceği en basit oyuncağa büyükbaba denir.

The best toys are like unicorns. They include enough horse to seem real, but enough horn to become magical.

En iyi oyuncaklar tek boynuzlu atlar gibidir. Gerçek görünecek kadar at içerir, ancak büyülü hale gelmeye yetecek kadar boynuz içerir.

I once bought my kids a set of batteries for Christmas with a note on it saying, “Toys not included.”

Bir keresinde çocuklarıma Noel için üzerinde “Oyuncaklar dahil değildir” yazan bir not bulunan bir pil seti aldım.

No one ever forgets a toy that made him or her supremely happy as a child, even if that toy is replaced by one like it that is much nicer.

Hiç kimse, kendisini çocukken fevkalade mutlu eden bir oyuncağı unutmaz, bu oyuncağın yerine onun gibi bir oyuncağı çok daha hoş bir şekilde alsa bile.

Toys are important, formative components in children’s lives. They entertain as well as teach, and they may do both with positive and negative consequences.

Oyuncaklar, çocukların yaşamlarında önemli, biçimlendirici bileşenlerdir. Hem eğlendirir hem de öğretirler ve hem olumlu hem de olumsuz sonuçları olabilir.

Toys are children’s words and play is their language.

Oyuncaklar çocukların sözleridir ve oyun onların dilidir.

The happiest adults are those who never buried old toys or abandoned imaginary friends.

En mutlu yetişkinler, eski oyuncakları asla gömmeyen veya hayali arkadaşlarını terk etmeyen yetişkinlerdir.

When I bring to you coloured toys, my child, I understand why there is such a play of colours on clouds, on water, and why flowers are painted in tints.

Sana renkli oyuncaklar getirdiğimde çocuğum, bulutlarda, suda neden bu kadar renk oyunu olduğunu ve neden çiçeklerin renklerle boyandığını anlıyorum.

The difference between a human being ten years of age and one fifty years of age lies altogether in the matter of toys.

On yaş ile elli yaş arasındaki bir insan arasındaki fark, hep birlikte oyuncaklar konusunda yatmaktadır.

The play therapist’s toys are every bit as important as the surgeon’s knife in assisting children to leave the hospital healthier than when they arrived.

Oyun terapistinin oyuncakları, çocukların hastaneyi geldiklerinden daha sağlıklı bir şekilde terk etmelerine yardımcı olmada cerrahın bıçağı kadar önemlidir.

If we had a reliable way to label our toys good and bad, it would be easy to regulate technology wisely. But we can rarely see far enough ahead to know which road leads to damnation.

Oyuncaklarımızı iyi ve kötü olarak etiketlemenin güvenilir bir yolu olsaydı, teknolojiyi akıllıca düzenlemek kolay olurdu. Ancak, hangi yolun lanetlenmeye yol açtığını bilecek kadar ileriyi nadiren görebiliriz.

What most youngsters would like for Christmas is something to separate the men from the toys.

Çoğu gencin Noel için istediği şey, erkekleri oyuncaklardan ayıran bir şeydir.

The best toys are the ones that make your kids feel like they’re getting the real deal.

En iyi oyuncaklar, çocuklarınızın gerçek anlaşmayı yaptıklarını hissetmelerini sağlayan oyuncaklardır.

I think all toys should be invisible. Not only would they improve children’s imaginations, but they’d also be really affordable.

Tüm oyuncakların görünmez olması gerektiğini düşünüyorum. Sadece çocukların hayal güçlerini geliştirmekle kalmazlar, aynı zamanda çok uygun fiyatlara da sahip olurlar.

I didn’t get a toy train like the other kids. I got a toy subway instead. You couldn’t see anything, but every now and then you’d hear this rumbling noise go by.

Diğer çocuklar gibi oyuncak tren almadım. Onun yerine oyuncak bir metro aldım. Hiçbir şey göremiyordunuz, ama arada bir bu gürleyen gürültüyü duyardınız.

The best toys are 90 per cent kid, 10 per cent toy, with play fueled largely by the child’s imagination.

En iyi oyuncaklar yüzde 90 çocuk, yüzde 10 oyuncak ve oyun büyük ölçüde çocuğun hayal gücünden besleniyor.

Toys are merely ideas brought to life.

Oyuncaklar sadece hayata geçirilen fikirlerdir.

Everything man sees he takes for a toy. Thus is he always, forever a boy.

İnsanın gördüğü her şey bir oyuncaktır. Böylece o her zaman, sonsuza kadar bir çocuktur.

Bir güzel sözler makalesinin daha sonuna geldik. Bu yazımızı yazmamıza destek olan Nur Toptan ekibine teşekkür ederiz. Oyuncaklar ile mutlu, mesut ve eğlenceli günler dileğiyle…

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

Yükleniyor...